DIŞA BAĞLANMA SÜRECİ !! / Ebru Oğuzhan Yeter

DIŞA BAĞLANMA SÜRECİ !! / Ebru Oğuzhan Yeter

08.01.2017 / Dalları / Radyo Tucu / 326 hits

Ülkemizin bugününü anlamak için dün neler yaşandığını, hangi aşamalardan, zorluklardan geçtiğini, ya da dışa bağlanırken ne için hangi sözlerin verildiğini, hangi anlaşmaların yapıldığını iyi bilmek gerekiyor. 

Bugün yaşadığımız hiç bir şey tesadüf ya da nedensiz değildir.  Ekonomik çöküntü, kültürel yozlaşma, ayrışma, bölünme ve kutuplaşmaların temelini iyi bilmek içimizde ki düşmanı iyi tespit etmemiz gerekiyor. Bunu öğrenmenin doğru yolu kaynaklarından, doğru bir Türkçe ile akıcı bir dille yazılan önemli kitapları okumak, okutmak ve paylaşmaktır.

Yolumuzu aydınlatan bu kitaplar, okullarda ders olarak okutulsaydı, bugün yaşadığımız sorunlara akılcı bakan, çözüm odaklı yaklaşan bir toplum olurduk. Oysa kaderci, biat eden bir toplum durumuna getirildik. Kitaptan kısa bir bölüm ve Ülkemizin dünü-bugünü ve bilemediğimiz yarını. Metin Aydoğan,  bu kitabı 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce yazdı. Müthiş bir öngörü.

‘’Atatürk döneminde yaratılan ulusal birikim, 1945 yılına dek önemli sayılacak bir zarara uğramamıştı. Savaş süresince alınan borçlar nedeniyle 1945 yılında Türkiye’nin 356 Milyon liralık dış borcu vardı ama Hazinede bu borcu karşılayacak kadar da altın ve döviz stoğu bulunuyor,  dış borçlar düzenli olarak ödeniyordu. 

Bütçe önemli açık vermiyor, iç borca fazla başvurulmuyordu.  İç borçlanma  ‘’ABD ve Avrupa ekonomileriyle daha yakın ilişkilere geçilmesiyle’’ yani,  1946’dan sonra yapılmaya başlandı.  Türkiye’nin ABD başta olmak üzere 1945’den sonra Batı’ya yönelmesiyle ekonomik dengeler hızla bozulmaya başladı.

1945’den sonraki geri dönüşüm Türkiye’yi getirdiği durum sadece rakamlarla değil, yaşamın içindeki somut gerçeklerde görülüyordu. Türkiye kendi kararını kendisi alan bir ülke olmaktan çıkıp, dışarıya bağlandığı oranda ekonomik çöküntüye uğramış ve ağır bir bunalım sürecine girmişti.

Gelinen noktanın sorumluluğu elbette Türkiye’yi elli yıldır yönetmiş olanlara aittir.  Ancak yaşanan olumsuszluklar,  yalnızca yönetim yetkisini elinde bulunduranların sorumluluklarıyla açıklanamayacak kadar karmaşık ve uluslararasıdır.  Sorun emperyalizmin,  işbirlikçileri aracılığıyla içsel bir olgu haline gelmesidir,  sorun ulusal bağımsızlık sorunudur.

Washington ya da Brüksel’deki program yapıcılar, hükümet yetkilileri  ve  uluslararası örgüt  yöneticileridir. Ekonomiyle sınırlı kalmayan bu tür programlar siyasi, mali ve kültürel alanları da kapsar ve büyük şirket çıkarlarına dayanır.

Ülkeler borçlandırma yoluyla, önce bağımlı daha sonra tutsak haline getirilir.  Borç arttıkça bağımlılık, bağımlılık arttıkça borç artar. Bu ustaca hazırlanmış bir sarmaldır ve kendi isteği ile bu sarmala giren Türkiye, IMF’ye üye olduğu 1947 yılından beri bu oyunun içindedir.  Her sözü dinlemiş, istenen her şeyi yapmış ve bugünkü duruma gelmiştir.’’

Kaynak: Metin AYDOĞAN //EKONOMİK BUNALIMDAN ULUSAL BUNALIMA

Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.

 

Gazi Mustafa Kemâl Atatürk

 

Kaynak: http://www.haberlerankara.com/disa-baglanma-sureci-2415yy.htm

Paylaşımınız için teşekkürler