29 Ekim bayramımızdır kutlu olsun / Mustafa Aslan

29 Ekim bayramımızdır kutlu olsun / Mustafa Aslan

28.10.2016 / ZORUNLU / Radyo Tucu / 1282 hits

Cumhuriyetimizin ilanının 93. yılını yaşayacağız.

Milletçe Bayramımızdır Kutlu olsun.

Muhteşem Türk Atatürk ve kurduğu Devletin sistemiyle yıllardır sinsice uğraşanlara rağmen, işbirlikçi kurnazlara, günümüz mandacılarına, "Savaşı keşke Yunanlılar kazansaydı!" diyebilecek kadar kahpeleşen Püsküllü dış-kapı kollarına, içimizdeki omurgasız kurtçuklara rağmen Bayramımızdır, kutlayacağız, Kutlu olsun...

 

 Yıllardır sayısız kişi, görme özürlülerin tuttukları yere göre fili tarif etmeleri gibi Cumhuriyet hakkında birbirine benzemeyen, akıl karıştıran sözler söylediler.

 

Bugün, Osmanlı'nın çökertilip pay edilişi sırasında, bu mağlubiyet ve zulme hayır diyerek sîne-i millete dönüp milletle birlikte Kurtuluş Destanına imza atan, Allah'ın Türk Milletine lütfu olan Atatürk'ün ağzından Cumhuriyeti aktarmaya çalışacağım.

 

Muhteşem Türk Atatürk, CHP'nin Ankara'daki İkinci Kurultayı'nda 15-20 Ekim 1927'de 36,5 saat süren ve altı günde sunduğu "Nutuk" adlı hitabesinde Osmanlı'nın dağılmasından o güne kadar devlet ve milletin yaşadıklarına ilişkin değerlendirmesini belgeleriyle ve bütün teferruatıyla ortaya koymuş...

 

Biz de, Cumhuriyet kararının verilişini ve ilanının hikayesini 93. yılında kurucusunun ağzından, birinci ağızdan okumaya çalışalım:

 

"Efendiler! ...

 

28 Ekim günü geç saatlerde, toplantı halinde bulunan Parti Yönetim Kurulu tarafından davet edildim. Parti Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Bey'di. Fethi Bey, parti adına Yönetim Kurulu'nca bir (Bakanlar Kurulu) aday listesi hazırlandığını ve bu konuda Parti Genel Başkanı olarak benim de görüşümün alınması uygun görüldüğü için toplantılarına davet ettiklerini bildirdi.

 

(...) Çankaya'ya gitmek üzere Meclis binasından ayrılırken, koridorlarda beni beklemekte olan Kemâlettin Sami ve Hâlit Paşa'lara rastladım. Ali Fuat Paşa Ankara'dan hareket ederken bunların Ankara'ya geldiklerini o günkü gazetede ‘Bir uğurlama ve bir karşılama’ başlığı altında okumuştum.

 

Daha kendileriyle görüşmemiştim.

 

Benimle konuşmak üzere geç vakte kadar orada beklediklerini anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini, Millî Savunma Bakanı Kâzım Paşa vasıtasıyla kendilerine bildirdim. İsmet Paşa ile Kâzım Paşa'ya ve Fethi Bey'e de Çankaya'ya benimle birlikte gelmelerini söyledim.

 

Çankaya'ya gittiğim zaman, orada, beni görmek üzere gelmiş bulunan Rize Milletvekili Fuat, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey'lerle karşılaştım. Onları da yemeğe alıkoydum.

 

Yemek sırasında, ‘Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz’ dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık.

 

O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim.

 

(...) O gece birlikte olduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar.

 

Yalnız İsmet Paşa Çankaya'da misafirdi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir kanun tasarısı müsveddesi hazırladık. Bu müsveddede 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun (Anayasa) devlet şeklini tespit eden maddelerini şu şekilde değiştirmiştim:

 

Birinci maddenin sonuna; ‘Türkiye Devleti'nin hükûmet şekli Cumhuriyettir’ cümlesini ekledim.

 

Üçüncü maddeyi şu yolda değiştirdim: ‘Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis, hükûmetin ayrıldığı idare kollarını Bakanlar vasıtasıyla yönetir.’

 

Bundan başka Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun temel maddelerinden olan sekizinci vedokuzuncu maddelere de değiştirilerek ve açıklığa kavuşturularak şu maddeler yazıldı:

 

Madde- Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Cumhurbaşkanlığı görevi yeni Cumhurbaşkanının seçilmesine kadar devam eder. Görev süresi biten Cumhurbaşkanı yeniden seçilebilir.

 

Madde- Türkiye Cumhurbaşkanı devletin başkanıdır. Bu sıfatla lüzum gördükçe Meclis'e ve Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder.

 

Madde- Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından ve Meclis üyeleri arasından seçilir. Diğer bakanlar, Başbakan tarafından ve yine Meclis üyeleri arasından seçildikten sonra Cumhurbaşkanı tarafından hepsi birden Meclis'in onayına sunulur. Meclis, toplantı halinde değilse, onaylama, Meclis'in toplantısına bırakılır.

 

Efendiler!

 

Meclis'çe Cumhuriyet kararı 29/30 Ekim 1923 gecesi saat 20.30'da verildi. On beş dakika sonra, yani 20.45'te Cumhurbaşkanı seçildi.

 

Durum, aynı gece bütün memlekete bildirildi ve her tarafta gece yarısından sonra yüz bir pâre top atılarak ilân edildi." (Nutuk, s.746-747-748-749).

 

Atatürk'ün her yıl Cumhuriyet Bayramını nasıl bir coşkuyla kutladığını da atlıyorlar ve bize de atlatıyorlar!

 

Mesela Cumhuriyetin 10. yıl kutlamalarında yaptıkları hitabelerinden el yazısı ile olan müsveddenin 5. sayfasındaki; "Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve kabiliyeti ile atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır" cümlelerinden sonraki önce yazdırıp sonra üzerini çizdiği; "Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız" cümlesini her gördüğümde gönlümün Türk tarafı tarifsiz sızlıyor!

 

Çok gariptir, Atatürk'ün "medeni beşeriyet" dediği Batı ve Batılılar bu Muhteşem Tarih Mimarını hiç unutmadılar, unutamadılar!

 

Maalesef unutan da bizden çıktı, unutturanlar da!

 

Kabrin pür-nûr olsun Muhteşem Türk. Makamın âli olsun. Resûlullah’a (s.a.a.), Ehl-i Beyt'e, On iki İmam'a komşu ol..

 

Türk Milleti Senden razı, şahsen razıyım, Allah da razı olsun...

 

Ve unutkan Türk Milleti!

 

Cumhuriyetimizin 93. Yılı mübarek olsun. Bayramımızdır KUTLU OLSUN...

 

 

"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm... Selâm, sevgi, duâ...

 

Kaynak: Yeni Mesaj

 

Paylaşımınız için teşekkürler