Tucu’ya Mektuplar (4)

Tucu’ya Mektuplar (4)

03.10.2016 / ZORUNLU / Radyo Tucu / 1050 hits

‘’Gözyaşım akmıyor artık

Kuruttum bütün çölleri

Dilimse

Varmıyor artık söz söylemeye

 

Ne ki bir şey var içimde

Hatta

Bana inat, devam ediyor yaşamaya

Ne varsa sende olan

 

Ant içmiş, bir şeyleri tamamlamaya’’

 

''Bir Ulusun bütün Kadınları ve Erkekleri adına''

 

Soruyorum, bazen-ki

Son nefesimde yapacağım son şeyde budur

Ne kaldı benden geriye?

 

Uzunca bir beden, muhtemelen

Yer kaplayacak biraz mezarda

Bakıp bakıp boyuma posuma

Böyle söylenecek sanki

Tarih, talihime not düşerken

 

Kimse ama kimse

İçimden geçenleri bilmeyecek

Neleri

Öbür tarafa götürdüğümden bahsetmeyecek

Onlar ki

Korkarım

Sonsuza kadar benle nasıl yaşadılarsa

Öyle de gömülecek

 

Seninle ilk tanışmamızı anımsıyorum Tucu

(ismini bile zikrederken titriyor içim)

Ne zaman aklıma düşsen

 

Herkesi hatırlıyorum zira

Hepsinin siluetleri akarken gözlerimden

Eğiliyorum bir bir önlerinde

Neler başardığımızı bir görselerdi geri kalanı dünyanın

Heykelimiz dikilmezdi ama

Çatışma da olmaz dı, savaşta

Ne ki kargaşadan

Eser kalmazdı

Suratımıza tükürseler umurumuzda olmazdı, zira

Bizim içimizde

İçimizde oysa, dolu dolu yağan yağmurlar vardı

Biz gökyüzü kadar deli

Ve onun maviliğiyle doluyduk

 

Aklımın almadığı yerde duruyor insanlar Tucu’m

Neden diye soruyorum

Neden böyleler?

Biliyorum nedenini, nedenlerini

Ama

O içimdeki insan var ya

Reddediyor bütün olasıklarını onların

Ben medeniyete aşığım

Hoşgörüye

Anlayışa

İnsanı anlamaya çalışmakla geçti ömrüm

İsyanım anlamsızlaşan insan topluluğuna

Bütün anlamını yitiren

İnsan yaşamını yok eden

İnsanı tek düze, sıradan ve kendi gibi

Salt kendi dogmalarıyla

Öğüten ve kısırlaştıran

Mahlûkatlara

 

Çünkü onlar

Benim doğacak çocuklarıma da göz diktiler

Hür dünyamı mahkûm etmeye yeltendiler

Bağımsız düşüncelerime zincir vurdular

Fikren ve zirken saydamlaştırdılar tüm kelimeleri

İstediler ki

Bütün yazıtlar

Uzak olsun

Özgürlükten

 

Onlar benim yarınıma kast ettiler

Ne istediysem gelecekten reddettiler

Kadınımın kahkahalarına dil uzattılar

Ve böyle bir kadın neslinden

Doğacak bir iyi nesil umdular

 

Hadi be canım sende desem

Duvara çarpıp çarpıp dönüyor kelimeler

 

''Seninle ilk tanışmamız Tucu''

 

Çok zaman geçti ardından

Bakıyorum sağıma soluma

Zaman var sadece

Anlar kalmış geriye

Birinin elinde kazma

Diğerinin elinde kürek

Şimdi artık cansızım ya

Onlarda da işte bir o kadar yürek

 

Söylediğim hiçbir şey Tucu

Hiçbir şey kalmadı yerde

Onlar yaşamaya devam ediyor

Benim istediğim ülke

İçimde tüm haşmetiyle varlığını sürdürüyor

Ben onu bir kez yaşadım ya

Hani atamızın söylediği gibi

İlelebet yaşayacak elbet

Şimdi olmasa da

Yarın ve yakın gelecekte olmasa da

Gelecekte bir yerde

Geleceğin nesli

Şimdi uğralaşanların bol bol doladığı

O kördüğümü çözecek

İşte o zaman

Bendini aşacak bu toplum

Ve onun önünde hiçbir dogma

Ve yobaz düşünce

Cehalet dikilemeyecek

 

''Seninle ilk tanıştığımız o an''

 

Şimdi örtsünler üzerimi toprakla Tucu’m

Topraktan geldik, toprağa gideceğiz nasıl olsa

Bu demek oluyor ki

Nasıl doğduysak

Öylede filizleneceğiz

Şimdi ölüyoruz belki ama

Yaşamaya devam edecek izlerimiz

 

Benim geriye bıraktığımda budur işte

Senin,

Senin içinde olan

Benim ellerim nasırlıydı

Seninse o zarif ellerinde şeklini bulan

 

Sen Çanakkalesin

Kocatepe

Sen On Dokuz Mayısta doğan

On Kasımda ölen

Sen Cumhuriyet

Sen kahkahalarla gülen kadın

Seni kim susturabilir ki

Sen Bandırmasın, benim ülküm

Yola çıktığından beri

Seni kim durdurabilir ki?

Senin o mas mavi gözlerinle

Anıtını dikmişim Ankara’ya

Kim, seni kim yıkabilir ki?

 

''Seninle ilk tanıştığımız o an''

 

Ben adam olmam gerektiğini anladım

 

Benden geçti kelimeler

Düşünceler

Ve gelecek

 

Ve/fakat gelecek

Yol alıyor hala

Bir gün yoluna çıkarsa tekrar Tucu

Ona sarılacaksın sıkıca

Ama bu kez

Onu hissettiğini anlayacaksın

Bütün erkekleri bu memleketin

Mustafa Kemalin hüviyetine büründüğünde

İşte bende

Bir kadınım diyeceksin

 

Seninle tanıştığım o an

İşte o hüviyete büründüğüm

 

Bir erkek olarak önünde

eğildiğim andır...

 

Cihat Doğan

 

01.10.2016

Paylaşımınız için teşekkürler